en tr
Loading...

İDEOLOJİ

Modern dünya kötüdür; insancıl, dürüst ve adil değildir. Bu, para dünyasıdır ve sırf para kazananlar için, bankacı ve maliyeciler için vardır. Sıradan insanlar onların yanında hizmetci olarak onların saraylarını süpürüp dururlar.

Toplumun refahının temeli nedir?

Emek. O zaman neden bankacı işciden ya da köylüden bin kat daha iyi yaşıyor? Borsa spekülatörleri neden daha iyi yaşıyor? Onlar daha çok mu çalışıyorlar? Saçma! Konuşmak bile gereksiz! Onlar hiçbir şey üretmiyorlar bile. Hiç bir şey! O zaman neden?

Bilmiyor musunuz? Belki şimdi bunları okuduğunuzda içtenlikle şaşırıyorsunuz bile. “Nasıl yani? Bankacı ve işçi! İşçi bankacıyla eşit değildir! Bankacı basit bir insan değildir. Ben ve kuzenim gibi değildir. Kıyaslamak bile anlamsız! Bankacı bankada çalışıyor ve orada çok para var. Torpil de var. Bende ve kuzende ne para ne de torpil var. Biz hiç kimseyiz bu yüzden bankacı bizden daha iyi yaşıyor”.

Fakat, bunlarda normal bir şey yok. Sadece hepimiz bu durumlara alıştık ve hafife aldık. Dünya böyledir, bankacı daha iyi yaşamalı, başka bir şey olamaz. Ama OLUR!!!

Yine de sorayım, neden bankacı daha iyi yaşamalı? Neden bankacı daha az çalışıyor ama daha iyi yaşıyor? Mesela, bir tezgahta çalışan işçiden neden daha iyi yaşıyor? Sanırım sezgisel cevabı buldunuz. Çünkü bankacı doğrudan paraya bağlıdır. İşte bu! Temellerin temeli bu! Bu yüzden para hakkında daha ayrıntılı konuşalım!

Ne demek para? Düşündünüz mü hiç? Hesaplama aracı mı? Emek ölçütü mü? Çocukluğumuzdan beri “Çalışmak ve emek vermek lazım! Para kolay kolay eline geçmez. Parayı terleyıp dürüstçe kazanmak lazım ” diye bize telkinde bulundular. Vs, vs. Duydunuz değil mi?

Bunları çok ünlü bir oligarka, mesela milyarları “kendi emek vererek” kazanan Roman Abramoviçe söyleyin! Onun tepkisine bakın çok güleceksiniz!

Herşeyi doğru yaptığınıza emin olarak sonsuza kadar çalışabilirsiniz. Ama sonuç ne? Düşük emekli maaşı ve mutsuz yaşlılık mı? Sefalet. Bir ömür boyu zengin bir adam için çalıştınız, bütün güç ve sağlığınızı verdiniz, sıkılmış bir limon gibi çöplüğe atıldınız. Bu mu adalet? Ama bu bir gerçek. Modern toplumun korkunç gerçeği. Sonuçta adeta hepimizin geleceği böyle olacak. İnsanların çoğunun hayatlarının sonu böyledir. Daha önce onların anne ve babalarının, dede ve ninelerin de sonu böyleydi. Bu gidişle çocuk ve torunlarının da sonu böyle olacaktır... Dünyanın düzeni böyledir.

Neden? Bunlar adil değildir?! Böyle olmamalı! Neden bazılarının herşeyi var ama diğerlerinin hiçbir şeyi? Neden bazıları lüks içinde yaşiyorlar ama diğerleri geçinmek için para bulamıyorlar ve çocukları için yemek alamıyorlar? Bunlar da şunlar da “dürüstçe çalışıyorlar”, o zaman neden? Hepimiz insanız, hepimiz kardeşiz, hepimiz eşitiz. O zaman neden?

Çünkü her yerde yalan; kocaman, korkunç ve sonsuz yalan! Her gün TV’den küstah “hayatın sahiplerinin” anlattıklarına inanmayın.

İnsanlar birbirleriyle eşit değildir, para da emek ölçütü değildir. Bunların hepsi yalan! Utanmazca bir aldatmaca. Yalan, yalan, yalan ve tekrar yalan! Saçma ve gerçek değil! Bu niçin yapılır? Sizi yönetmek daha kolay olacağı için.

Bir oligarkla ya da sıradan bir politikacı ile kendinizi kıyaslayın. Eşit misiniz? Hangi konuda? Farklı yaşam biçimi, farklı beslenme, farklı dinlenme biçimi... O, gün içinde sizin yıllık masraflarınızdan daha fazla harcar! Onun eşi samur kürkleri değiştirmekten bıktı ya sizin eşiniz? O İsviçre’nin en güzel kliniklerinde tedavi görüyor ya siz? Onun çocukları ve sizinkiler? Kıyasladınız mı? Ve nerede “eşitlik”?

Haklarınızda mı? Nerede hakların eşitliği? Emek hakkı mı? Evet, böyle bir hak var gerçekten. Kimin itirazı var? Emek verin, yararı olması için. Siz, bir fabrikada tezgahın yanında aşırı derecede çalışın, o ise aşırı derecede hiçbir şey yapmasın. Herkesin kendi hayatı! Değil mi?

Seçme ve seçilme hakkı mı? Hım... Seçme hakkı,tabii ki buyurun seçin! Oy verin! Ama “seçilme” hakkı nasıl? Mesela, delege olmak istediniz. Bunun için çok para lazım. Para olmadan sıradan bir insan aday olarak gösterilmez. Seçim mücadelesi yürütmek için dünya para lazım. Ama nereden para bulunur? Siz işçi olarak çalışarak bu kadar kazanamazsınız. Bu yüzden; hükümette genelde büyük sermaye sahipleri vardır. Sıradan insan için seçimlere katılmak bile çok zor, kazanmak ise imkansız. Gerçekten insanlar hiç bir konuda eşit değildir! Gelişen sosyal eşitsizlik — bu bir gerçektir!

Para nedir?

Şimdi yine para hakkında konuşalım. Tabii ki, para "emeğin ölçütü"değildir! Bunu itiraf etmek zor ama hepimiz köleyiz. Para köleleriyiz. Daha doğrusu para basanların köleleriyiz. “Sahibimizin”köleleriyiz. Şimdilik bu, gerçek ve bunu değiştirmek zor ama mümkün! Hepimiz bunu yapabiliriz!

Yüzyıllar içinde dünyada pek bir şey değişmedi. Hepimiz köleci düzende yaşıyoruz. Sadece kölelik biraz kültürlü ve nezaketli olmuş sanki. Prangalar artık paslı değil ve görünmez çelik şimdi! Belli belirsiz, yoklar artık. İstediğin yere git, istediğin şeyi yap. Sen özgürsün!

Ama gerçekte prangalar var ve hiçbir yere kaybolmadılar! Bugünkü “özgürlük” — sadece yanılsama. Para! Herşey ona bağlı. Nereye parasız gidebilirsiniz? Şimdi taş devrinde değiliz, mağarada yaşanmaz, hayvan postu giyilmez, mamut avına gidemezsin. Ev, giysi ve yemek lazım. Bunların hepsi para, para, para... Ve yine de para. Etrafınızdaki herşeyi sadece para verip alabilirsiniz. Parasız bir adım bile atamazsınız.Parayı nerden bulacaksınız? Doğru, “kazanılır”. Şimdi pranga zincirlerini, kamçı ve gardiyanların seslerini duydunuz mu?

Kendini satmanın ne kadar ahlaksız bir şey olduğunu hiç düşündünüz mü? Kendi gücünü, aklını, zamanını satmak bir çeşit fuhuş yapmak gibi...Kendi bedenini satmaktan ne farkı var? “Evet, insanlar çalışmalı” diye itiraz edersiniz. Eğer herkes çalışmasını durdurursa ne olacak? Hepimiz mağaralara taşınıp hayvan postları mı giyeceğiz?

Doğru. Hepsi doğru, mantiklı ve anlaşılması kolay. Demek istediğim bu. Yüzyıllar boyunca dünyada hiçbir şey değişmedi. Eminim eski zamanlar da köle sahipleri; onlar için çalışmak istemeyen kör ve inatçı kölelerinin, çok çalışmanın gerekliliğini anlayabilmeleri için uğraşırken böyle ”inandırıcı” kanıtlar duyuluyordu.Sonra ise toprak agaları da hizmetçilere “tarlada çalışmazsanız, ekmezseniz, ekin biçmezseniz ne olacak? Topluluğumuz yıkılacak! Hepimiz açlıkan öleceğiz! Yabanileşeceğiz! Evet, çalışmak lazım. Emek vermek, toplum için faydalı olan bir şey yapmak. Yoksa toplum yozlaşıp gerileyecek. Ancak ilk önce gönüllü olarak çalışmamız lazım; sırf geçinmek için veya bir tas çorba için değil. Sevdiğimiz bir iş yapmamız lazım!

İkinci olarak, çalışmak gerekiyorsa o zaman herkes çalışmalı! Hepimiz eşit değil miyiz? Herkes çalışsın! Birileri gerçekten dürüstçe çalışarak para kazanıyor (fabrikada ya da tarlada), digerleri ise pahalı içkileri içerek ve hiçbir şey yapmayarak resmen para basıyorlar. Bu durum prensip olarak kabul edilemez ve bunun hiçbir “izahı” ve özrü olamaz. Asla!

Gerçeğe bakalım. Para — kıymeti olmayan bir kağıttır. Para, sadece basılır ve sonra kölelere “emek ödemesi” olarak verilir. Maaşı biraz artırırlarsa köleler mutlu olur. Şokta mısınız? Evet, hayat böyledir. Acı gerçeğimiz budur.

Finansal dünya nasıl düzenlenir?Finansal dünya bir piramittir. Onun en tepesinde dolarları basan ABD Federal Rezerv Sistemi vardır. Ne kadar? İstediği kadar! Tabii ki, FRS kendi iç kurallarına bağlı kalmaya çalışır; örneğin, devalüasyonu önlemek için çok fazla dolar basmamaya çalışır vb., vb. Ama prensip olarak istediği kadar dolar yaratabilir. En azından, bunun için herhangi bir dış sınırlaması yoktur. Kesinlikle! FRS sadece menfaatleri uğruna yönlendirilir.

Bu küresel piramidin alt basamaklarında farklı ülkelerin merkez bankaları yer alır; diğer tüm yerel, ulusal bankalar ise daha da alt seviyelerde yer almaktadır. Tabii ki, bunların tümü biraz basitleştirilmiştir, ama genel olarak herşey gerçekliklerle örtüşür ve genel tabloyu yansıtır. Bankalara neden ihtiyacımız vardır? Mecazi anlamda, bankalar sosyal organizma içindeki kan damarlarının rolünü oynar. Bu damarlardaki para (kan), kalp (Merkez Bankası) vasıtasıyla tüm organlara gider. Para (kan) bu organları besler ve onlara hayat verir! Ekonomi üzerine olan herhangi bir ders kitabında bu bilgileri bulabilirsiniz. Çok ilginç kıyaslama:-))! Neden dolar burada anılıyor? Sıradan insanların FRS ile ne alakası var? Aslında doğrudan bir alaka! Sonuçta, dolar evrensel para birimi. Hiçbir Merkez bankası ABD, FRS ‘den izin almadan kendi iç para birimini basamaz! Kesinlikle hayır! Bazı ülkeler, milyar dolar kazanmak için kaynaklarını ABD’ye teslim ettiler (yani gerçek hammaddeleri renkli kağıt parçalarına değiştirmek için). Ancak bunu yaptıktan sonra bir milyar dolar tutarında iç para birimini basabilmesi için izin verilecektir. Bu tek yoldur. Aksi takdirde, bunu yapmayan ülke UPF'den (Uluslararası Para Fonu) ihraç edilecektir ve onun iç para birimi sağlam bir döviz olmayacaktır.

Peki, TAMAM. "Kan damarları..! beslemek" — bütün bunlar, tabii, harika, ama asıl soru şu: neden bankacı işçiden daha iyi yaşıyor? Hala cevap yok! Bir kan damarı olduğu için mi nakit ikramiye verilir veya gelişmiş bir diyet için mi kupon verilir? Mesela, ben ev inşaa ediyorum ya da ekmek pişiriyorum. Bu da çok önemli. O benden daha mı zor çalışıyor? Hayır. Neden daha iyi yaşıyor?

Başka küçük bir soru daha. Sabahtan akşama kadar yoğun çalışıyorum, ama yine de bu kredileri ödeyemiyorum. Ve tüm arkadaşlarım aynı durumda. Bu sonsuz kredi esaretidir. Apaçık yanlış ve haksız! Bu normal mı? Ama neden ben her zaman borçluyum? Bankalara, bu kan damarlarına borçluyum! Kısacası, bizimle alay ediyorlar. Hepsi bu. Her zamanki gibi. Bankacılar, basit işçileri tüm bu hileli düzenleri anlamaya zamanı olmadığıiçin kullanırlar. Biz ailelerimizi bakmak zorundayız. Onlar ise bunu kullanırlar.

Sakin olup birlikte anlamaya çalışalım. Ama kafa yormamız lazım. Bir kaç dakika içinde insanlığın en gelişmiş beyinleri tarafından yüzyıllar boyunca içinden çıkılmaz hale getirilen şeyleri çözmek kolay değil. Ama deneyeceğiz.

Mesela, Ahmet ve Mehmet diye iki kişi var. Bir de Ahmet ve Mehmetin bankacısı Levent diye biri daha var. İkisi de kendi paralarını onun bankasında tutuyorlar. Mesela, Ahmet Mehmet’in bisikletini satın almayı çok istiyor. Ama hiç parası yok. Daha doğrusu var ama yeterli değil (10 dolar). Mehmet ise bisiklet için 100 dolar istiyor. Bu bir sorun!

Ahmet ne yapıyor? O, Mehmet’e 10 dolar kapora olarak veriyor ve bisikleti başka kimseye satmamasını istiyor. Yakında kalan parayı da getireceğini söyleyip saygıdeğer Levent’e 90 dolarlık kredi almak için gidiyor.

Leventin durumu pek iyi değil ama o, Ahmet’in Mehmet’e 10 dolar verdiğini biliyor. Mehmet 10 dolarla ne yapacak? Doğru! Bankaya yatıracak. Levent’e yani. Bu yüzden Levent Ahmete “yarın gel” diyor çünkü yarın Mehmet’in 10 doları elinde olacak. İşte dediğimiz gibi, yarın Mehmet bankaya gelip 10 dolar yatırıyor, banka ise bu 10 doları kredi olarak Ahmet’e veriyor. Ahmet bu 10 doları hemen Mehmet’e getiriyor. Mehmet ise yine bankaya getiriyor. Banka ise yine Ahmete veriyor... Ahmet Mehmet’e bu bisikletin parasını ödeyene kadar bu eylemler tekrar ediyor.

Sonuç olarak? Bisiklet Mehmet’ten Ahmet’e nihayet geçti. Ama Ahmet bankaya (Levent’e yani) 90 dolar borçlu. Banka ise Mehmet’e 100 dolar borçlu.

Başka bir deyişle Ahmetin 10 doları büyüleyici bir şekilde 200 dolara dönüşüyor! (190 dolarlık borç artı Ahmet’in10 doları).

Satın alınan şey daha pahalı olsa bin veya milyon dolara da dönüşebilirdi. Sadece bu Ahmet’in 10 dolarından daha uzun bir süre döngü yapardı. Böyle bir şema.

Bakın işte, bankalar da sorunsuz para “basıyorlar”. Hem FRS, hem bankalar. Ayrıca kontrol olmadan “basıyorlar” Biz ise bankacının daha iyi yaşadığına şaşırıyoruz! Şimdi bir soru kaldı mı? Para basan insanlar güzel yaşıyorlar. Şimdi anlaşıldı!

Üstelik zavallı Ahmet bankaya ebediyen borçlu kalacak. Ne kadar yoğun çalışırsa çalışsın. Şimdi o, bankanın kölesi, kredi kölesi. Ama gördüğümüz gibi 90 dolar gerçekte yoktu. Kurnaz Levent hiçbir şey yokken bunları oluşturabildi. Puf! Ve 10 dolar 200 dolara dönüştü.

Evet, ama banka da şimdi Mehmete borçlu (100 dolar) diye itiraz edebilirsiniz. Demek ki banka da Mehmet’e ebediyen borçlu olacak. O zaman avantajı ne?

Avantajı şu! Bankanın böyle “Mehmetleri” daha çok var. Binlerce, milyonlarca. Onların hepsi aynı zamanda para almaya gelmeyecekler. Mehmet gelirse banka ona başka “Mehmetlerin” parasını verecek. Sadece bu! Yani bu borç banka için ağır bir yük değil. Bu borç aslında sanal, kayıtta var. Gerçekte onu odemek zorunda olmayacak.

Sadece panik durumunda. Eğer korkmuş “Mehmetler” birden koşarak paralarını almaya gelirlerse. Hep beraber! Sizce bankalar neden batar? Sebep bu! Çünkü bütün “Mehmetler” için onların parası yetmez. Çünkü bankalardaki %90 havadır.

İşte, banka için herşey yolunda. Banka ayakta duruyor. Onun için hiç endişelenmeyin. Ama Ahmet’in durumu daha zor. O borcunu ödeyecek. Hem de faizli belki de cezalarla beraber. Yeni krediler almak zorunda olacak, sonra daha ve daha, sonsuza kadar, ölene kadar. Bu kredi köleliğinden çıkışı yok. Bitti! Tuzağa düştü. Ahmet şimdi bankanın ebedi borçlusu. Onun kölesi. Banka için çalışa çalışa ölecek. Yine de ödeyemeyecek. Sonra onun çocukları ve torunları çalışıp duracaklar. Onlar da bankanın köleleri olacaklar. Daha doğrusu; tamamen yok edilmesi gereken bu dehşet verici, acımasız ve insanlıkdışı mekanizmayı oluşturan finansal sistemin köleleri.

Ama bu mekanizma tamamen yıkılmalı. Yeni Adil Finansal Sistem oluşturulmalı!

Finansal Felaket! Bu, finansal prangalarımızı koparabilecek ve bizi de kurtarabilecek tek şey. Sürekli bir kölelikten kurtarabilir. Felaket ateşinde eski düzen yanıp yeni bir düzenin uyanmasına fırsat verecek. Bütün dünyayı örümcek gibi saran lanet FRS (ABD Federal Rezerv Sistemi) ve şimdiki bütün bankalar yıkılıp yanacaklar! Çünkü bildiğimiz biçimde oluşturulmuş bankaların bir faydası yok! Bunlar insanları sadece yıkıma doğru götürür ve suyunu çıkarır! Bunlar sadece toplum üzerindeki parazitlerdir. Bunlar kanımızla doyan keneler ve doyumsuz sülüklerdir! Bunlar faydalı olan ne yaparlar? Kredi mi verirler? Yağma faizlerle mi?

Bankalar neden krediler için faiz alır? Bunu hiç düşündünüz mü? Tefecilik her zaman hor görülürdü ama şimdi yasaldır. Neden? İnsan bankadan bir kredi çekerse aslında önemli bir şey için çeker. İyi bir şey oluşturup üretmek için ya da bir proje uygulamak için... Tüm toplumumuzun yararı için bir şeyler yapmak ister! Bankacılar için de aslında. Onu özendirmek lazım, kolaylık ve muafiyetler vermek lazım!

Ancak, modern bankacılığın bu amaçlarla meydana gelmediğini bilmelisiniz. Onlar toplam çıkarları değil, kendi çıkarlarını düşünürler. İnsanlar ve toplam onlar için önemli değildir. Modern bankalar, bütün dünyayı finansal boyunduruğu altına sokan FRS’in sadık köleleridir! Bir de açgözlü sömürücülerdir. Bunlar böyle devam edecek... biz bunu durdurmazsak, çocuklarımız ve torunlarımız da aynı sıkıntıları çekecek! Sona doğru yaklaşıyoruz ve her geçen gün daha kötüye gidiyor! Bunlar apaçıktır! Mevcut finansal sistemi yıkacağız ve yeni Adil ve Dürüst bir sistem oluşturacağız! Biz köle değil, insanız! Biz özgürlüğü seçiyoruz!

Ve bu özgürlük gerçekleşiyor! Şimdi, МММ’in sayesinde Finansal Felaket kaçınılmaz! Kaçınılmaz! Bunun için sadece biraz zaman lazım. Bekleyip göreceğiz. Tohum atıldı ve filizleniyor. Daha şimdiden filizleniyor! Yok olmayacak!

MMM Ne Katkı Sağlayabilir?

MMM — Evrensel Yardımlaşma Derneği, Dünya Halk Bankası, Finansal Sosyal Ağı, yardımlaşma sandığıdır. İstediğiniz gibi çağırabilirsiniz! Dünya çapında finansal köleliğe karşı ayaklanmış milyonlarca insanın kendiliğinden gönüllü ağ oluşturması daha önemlidir. Onlar FRS ve bankalara karşı savaş ilan ettiler ve bu savaşı kazanma niyetleri var! Bunun için onlar sermayalerini (az olsa bile) birleştirdiler. Sermayelerinin az olması, katılımcıların sayısından dolayı hiç problem değil. Milyonlarca insan bunu çok büyük bir şekilde ve her gün arttıran bir güçtür!

Bankalar nasıl ayakta kalıyor? Zengin iş adamları sayesinde mı? Milyarderler sayesinde mi? Hayır, sıradan insanlar paralarını bankalarda tuttuğu için. MMM insanların, bankaların nasıl para kazandığını görmesini sağlamaya çalışıyor. İnsanlar neden yağma faizleri kabul edip paralarını bankaya götürürler? Çünkü başka bir alternatif yok, bankalara benzer yapılar yok. Paranı yatıracağın başka bir yer yok. Tüm bankalar da aynı, hepsi FRS tarafından kontrol ediliyor ve sıradan insanların hayatlarını mahvediyorlar.

Ama şimdi bir alternatifimiz var — MMM! Yeni bir şey, kalplerimize yakın! Burada insanlar birbirine yardım ediyor. Bugün sen yardım edersin ve yarın sana yardım ederler. MMM’in temel ilkesi budur. Bankerlerin sizin paranızla yeni bir limuzin yada ev almalarını mı istersiniz? Neden onların kölesi olmak istiyorsunuz? MMM’e katılın ve paranız yardıma ihtiyacı olanlara gitsin. Fakir insanlara, emeklilere, engellilere...bir sürü çocuğu olan kadınlara. Bu ortak bir kumbara gibi; insanlar nereye paralarını koyarlar ve sonra ihtiyaçları olduğunda paralarını alırlar. O an ihtiyacları olan miktar kadar (çalmıyorlar, ihtiyaç olanı alıyorlar!)

Aslında, insanların çuvalla paraya ihtiyacı yok. Önemli olan param var diyebilmek. İhtiyaç duydukları şey yarınlara olan güven. MMM bu güvenceyi veriyor! Size katılım hissiyatını veriyor. Yanlız değilsiniz! En zor anınızda yardım edileceksiniz, destekleneceksiniz ve asla bırakılmayacaksınız! MMM yeni toplumun bir hücresi, daha aydınlık ve daha iyi. Paranın olmayacağı yeni bir dünya. Mevcut para. Herşeyin tam tersi olduğu. Adil ve dürüst. Kölelerin ya da sahiplerin olmayacağı bir yer. İnsanların toplum için ve kendi zevkleri için çalışacakları bir yer. İyiliğin kötülüğü yeneceği yer. Öyle olacak! Hiç şüphesiz!

Sistemimize hoş geldiniz! Birlikte, biz dünyayı değiştiririz!